LegalMed

Örnek Vakalar

YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA

Gerçek Vakalar ve Emsal Kararlar

Bu sayfada, gerçek dava dosyalarından anonim hâle getirilerek hazırlanan örnek vakalara ve Yargıtay kararlarına yer verilmektedir. İncelenen her vaka; olayın gelişimi, yargılama süreci, Yargıtay’ın değerlendirmesi ve kararın hukuki önemi çerçevesinde ele alınmıştır.

Burada yer alan açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her uyuşmazlık kendi somut olayına, delillerine ve hukuki özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
01
ESTETİK CERRAHİ · EMSAL BOZMA KARARI

Estetik Burun Ameliyatında Dört Olumsuz Bilirkişi Raporuna Rağmen Yargıtay’dan Emsal Bozma Kararı

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Esas No: 2021/4602 Karar No: 2022/3189 Tarih: 15.06.2021

Olay

Yurt dışında yaşayan müvekkilimiz, estetik amaçlı burun ameliyatı olmak üzere Türkiye’deki bir sağlık kuruluşuna başvurdu. İlk operasyonun ardından beklenen estetik ve fonksiyonel sonuca ulaşılamaması üzerine ikinci bir operasyon gerçekleştirildi. Buna rağmen hem estetik görünüm hem de sağlık açısından yaşanan sorunlar devam etti.

Müvekkilimiz daha sonra yaşadığı ülkede farklı uzman hekimlere başvurdu. Yapılan değerlendirmelerde burnun yeniden yapılandırılmasını gerektiren ciddi sorunların bulunduğu tespit edildi. Bunun üzerine maddi ve manevi zararların tazmini talebiyle dava açıldı.

Yargılama Süreci

İlk derece mahkemesi sürecinde farklı uzmanlık alanlarından oluşturulan bilirkişi heyetleri tarafından çok sayıda rapor düzenlendi.

Hazırlanan raporların tamamında yaşanan olumsuzlukların tıbbi komplikasyon kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve hekime kusur yüklenemeyeceği yönünde görüş bildirildi. Bu raporlar doğrultusunda ilk derece mahkemesi davayı reddetti.

İstinaf mahkemesi de aynı gerekçeleri benimseyerek kararı onadı. Dosya bunun üzerine temyiz edilerek Yargıtay’a taşındı.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay, dosyayı yalnızca tıbbi kusur açısından değerlendirmemiş; estetik ameliyatların hukuki niteliğini esas alarak önemli tespitlerde bulunmuştur.

  • Estetik ameliyatlar, klasik tedavi sözleşmelerinden farklı olarak eser sözleşmesi niteliği taşıyabilir.
  • Eser sözleşmesinde yüklenici, yalnızca gerekli özeni göstermekle değil, taraflarca kararlaştırılan sonucu meydana getirmekle de yükümlüdür.
  • Estetik operasyonlarda amaç, tarafların üzerinde anlaştığı estetik sonucun sağlanmasıdır.
  • Sonucun elde edilememesi hâlinde yalnızca hekimin kusurlu olup olmadığı değil, meydana gelen sonucun sözleşmeye uygun olup olmadığı da değerlendirilmelidir.
  • Ayıplı eser sorumluluğunda her durumda kusurun ayrıca ispatlanması aranmayabilir.
  • Aydınlatılmış onam belgelerinin usulüne uygun şekilde düzenlenmesi ve hastanın gerçekten bilgilendirildiğinin ortaya konulması gerekir.

Yargıtay, dosyada kullanılan bilirkişi raporlarının yalnızca komplikasyon ve tıbbi kusur değerlendirmesi yaptığını; ancak eser sözleşmesindeki sonuç taahhüdünü ve ayıplı eser hükümlerini incelemediğini belirtti.

Bu nedenle bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığı sonucuna varılarak yerel mahkeme kararı bozuldu.

Bu Kararın Önemi

Bu karar, estetik ameliyat davalarında sıklıkla ileri sürülen “komplikasyon gelişti, hekimin kusuru yoktur” savunmasının tek başına davanın reddi için yeterli olmadığını göstermektedir.

Estetik müdahalelerde yalnızca tıbbi standartlara uygun davranılıp davranılmadığının değil; vaat edilen estetik sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğinin, ortaya çıkan sonucun sözleşmeye uygun olup olmadığının, eserin ayıplı sayılıp sayılmayacağının ve hastanın yeterli şekilde aydınlatılıp aydınlatılmadığının da incelenmesi gerekir.

LegalMed Turkey Değerlendirmesi

Bu dosyada ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamalarında olumsuz kararlar verilmiş olmasına rağmen, temyiz sürecinde estetik operasyonların hukuki niteliği ayrıntılı biçimde ele alınmış ve Yargıtay nezdinde bozma kararı alınması sağlanmıştır.

Estetik operasyonlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda yalnızca tıbbi kusur incelemesi yapılması çoğu zaman yeterli değildir. Sözleşmenin niteliği, vaat edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği, ayıplı eser hükümleri ve aydınlatma yükümlülüğü birlikte değerlendirilmelidir.

Bu örnek vaka bilgilendirme amacıyla anonim hâle getirilmiştir. Her uyuşmazlık kendi somut olayına göre değerlendirilmekte ve her dava farklı hukuki özellikler taşımaktadır.

02
DENTAL MÜDAHALE · İMPLANT TEDAVİSİ

Başarısız İmplant Tedavisinde Yargıtay’dan Emsal Karar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Esas No: 2023/174 Karar No: 2024/2319 Tarih: 28.09.2022

Olay

Yurt dışında yaşayan müvekkilimiz, Türkiye’de implant tedavisi yaptırdı. Tedavinin tamamlanmasının ardından zaman içerisinde implant bölgesinde ciddi sağlık sorunları ortaya çıktı.

Yapılan değerlendirmeler sonucunda implantın ağız içerisinde bırakılmasının mümkün olmadığı anlaşıldı ve implant tamamen çıkarıldı.

Tedavi sürecinde ilave cerrahi işlemler uygulanmak zorunda kalındı. Hasta hem maddi hem de manevi zarara uğradı. Bunun üzerine meydana gelen zararların tazmini amacıyla dava açıldı.

Yargılama Süreci

Yargılama sırasında farklı uzmanlık alanlarından oluşturulan bilirkişi heyetlerinden raporlar alındı.

Hazırlanan raporlarda hekimin tıbbi uygulamalarında kusur bulunmadığı yönünde değerlendirmeler yapıldı. İlk derece mahkemesi bu raporları esas alarak davayı reddetti.

İstinaf mahkemesi de aynı gerekçeleri benimseyerek kararı onadı. Dosya bunun üzerine temyiz edilerek Yargıtay’a taşındı.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay, uyuşmazlığı yalnızca tıbbi kusur açısından ele almamış; implant uygulamasının hukuki niteliğini eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde değerlendirmiştir.

  • Estetik ve implant uygulamaları, olayın özelliklerine göre eser sözleşmesi hükümlerine tabi olabilir.
  • Eser sözleşmesinde önemli olan yalnızca hekimin gerekli özeni göstermesi değil, vaat edilen sonucun gerçekleştirilmesidir.
  • Uygulanan implantın daha sonra tamamen çıkarılmak zorunda kalması, tedavinin amaçlanan sonuca ulaşmadığını gösteren önemli bir olgudur.
  • Tedavinin başarısız olması hâlinde yalnızca kusur değerlendirmesiyle yetinilemez.
  • Hastanın nadir de olsa ortaya çıkabilecek riskler konusunda usulüne uygun şekilde aydınlatıldığının hekim tarafından ispat edilmesi gerekir.

Yargıtay, implantın tamamen çıkarılmış olmasını ve usulüne uygun aydınlatılmış onamın ispatlanamamasını dikkate aldı.

Bu nedenlerle yerel mahkemenin davayı reddetmesi hukuka uygun bulunmadı ve karar bozuldu.

Bu Kararın Önemi

Her implant kaybı otomatik olarak hekimin sorumluluğunu doğurmasa da implantın çıkarılmak zorunda kalması, tedavinin sözleşmede amaçlanan sonuca ulaşıp ulaşmadığının ayrıntılı biçimde incelenmesini zorunlu kılmaktadır.

Yalnızca “hekimin kusuru bulunmamaktadır” şeklindeki bilirkişi değerlendirmesi davanın reddi için yeterli değildir.

Mahkemelerin ayrıca implantın beklenen işlevi sağlayıp sağlamadığını, tedavinin başarıyla tamamlanıp tamamlanmadığını, ortaya çıkan sonucun ayıplı eser niteliği taşıyıp taşımadığını ve hastanın yeterince aydınlatılıp aydınlatılmadığını değerlendirmesi gerekir.

LegalMed Turkey Değerlendirmesi

Bu dosyada da ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamalarında olumsuz kararlar verilmesine rağmen, temyiz incelemesinde Yargıtay implant tedavisinin hukuki niteliğini eser sözleşmesi kapsamında değerlendirerek önemli bir bozma kararı vermiştir.

Dental müdahaleler tedavi amacıyla yapılabileceği gibi estetik amaçla da gerçekleştirilebilir. Bu durum, müdahalenin hukuki statüsünün belirlenmesinde etkili olabilir.

Somut olayda Yargıtay, implantın tamamen çıkarılmasını vaat edilen sonucun yerine getirilememesi olarak değerlendirmiş ve implant işlemini eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde incelemiştir.

İmplant tedavilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda yalnızca tıbbi kusur değil; tedavinin vaat edilen sonucu sağlayıp sağlamadığı, ayıplı eser hükümleri ve hastanın usulüne uygun biçimde aydınlatılıp aydınlatılmadığı birlikte ele alınmalıdır.

Bu örnek vaka bilgilendirme amacıyla anonim hâle getirilmiştir. Her uyuşmazlık kendi somut olayına göre değerlendirilmekte olup her dava kendi özel şartları çerçevesinde incelenmektedir.

03
TRAFİK KAZASI · SINIR ÖTESİ TAZMİNAT

Almanya’dan Alınan Sosyal Güvenlik ve Emeklilik Ödemeleri Trafik Kazası Tazminatından Düşülemez

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Esas No: 2020/1673 Karar No: 2021/344 Tarih: 17.05.2019

Olay

Yurt dışında yaşayan müvekkilimiz, Türkiye’de meydana gelen ağır bir trafik kazasında ciddi şekilde yaralandı.

Kaza nedeniyle uzun süre çalışamayan müvekkilimize, yaşadığı ülkedeki sosyal güvenlik sistemi kapsamında geçici iş göremezlik ödemeleri ve daha sonra malullük veya emeklilik ödemeleri yapılmaya başlandı.

Türkiye’de açılan tazminat davasında bilirkişi, bu sosyal güvenlik ödemelerini trafik kazasından doğan maddi tazminattan mahsup ederek zarar hesabı yaptı.

Yerel mahkeme de bilirkişi tarafından yapılan bu hesaplamayı esas aldı ve daha düşük miktarda tazminata hükmetti. Dosya bunun üzerine temyiz edildi.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamayı hukuka aykırı buldu.

  • Trafik kazası nedeniyle mağdurun kendi sosyal güvenlik sisteminden aldığı ödemeler, kusurlu kişiyi korumak amacıyla yapılan ödemeler değildir.
  • Bu ödemeler, mağdurun yıllarca çalışarak ve prim ödeyerek kazandığı sosyal güvenlik haklarının sonucudur.
  • Yabancı sosyal güvenlik kurumları veya emeklilik sigortaları tarafından yapılan ödemeler, trafik kazasından doğan maddi tazminattan doğrudan mahsup edilemez.
  • Aksi yöndeki bir hesaplama, mağdurun gerçek zararının eksik tazmin edilmesine neden olur.

Yargıtay bu gerekçelerle yerel mahkemenin kararını bozdu.

Bu Kararın Önemi

Bu karar özellikle Almanya, Avusturya, İsviçre ve diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan kişilerin Türkiye’de geçirdikleri trafik kazaları bakımından önem taşımaktadır.

Uygulamada sıklıkla, Almanya’daki Krankenkasse, Rentenversicherung veya diğer sosyal güvenlik kurumlarından alınan ödemelerin Türkiye’de talep edilecek tazminatı azaltıp azaltmayacağı sorulmaktadır.

Yargıtay’ın değerlendirmesine göre mağdurun kendi sosyal güvenlik sistemi kapsamında kazandığı haklar, kusurlu sürücünün veya sorumlu sigorta şirketinin ödemesi gereken tazminatı otomatik olarak azaltmaz.

Zarar hesabı yapılırken her sosyal güvenlik ödemesinin niteliği ayrıca değerlendirilmelidir. Mağdurun kendi sigortalılık geçmişine dayanarak hak ettiği ödemeler doğrudan tazminattan düşülmemelidir.

LegalMed Turkey Değerlendirmesi

Sınır ötesi trafik kazalarında en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, Almanya veya diğer Avrupa ülkelerindeki sosyal güvenlik kurumlarının yaptığı ödemelerin Türkiye’deki tazminat hesabına etkisidir.

Bu dosyada Yargıtay, mağdurun kendi çalışmasına ve sigortalılık geçmişine dayanarak kazandığı sosyal güvenlik ödemelerinin, trafik kazasından sorumlu kişi veya sigorta şirketinin ödemesi gereken tazminattan indirilemeyeceğini ortaya koymuştur.

Karar, yurt dışında ikamet eden kişilerin Türkiye’de talep edebilecekleri tazminat miktarını doğrudan etkileyen önemli bir içtihattır.

Özellikle Almanya gibi sosyal yardım ve sosyal sigorta ödemelerinin yüksek olduğu ülkelerde yaşayan kişiler, yaşadıkları ülkedeki yardım ve aylıklarını almaya devam ederken bu ödemelerin Türkiye’de talep edecekleri tazminattan otomatik olarak düşülmemesi gerektiğini ileri sürebilir.

Bu örnek vaka bilgilendirme amacıyla anonim hâle getirilmiştir. Her uyuşmazlık kendi somut olayına göre değerlendirilmekte olup her dava kendi özel şartları çerçevesinde incelenmektedir.

04
AYDINLATILMIŞ ONAM · EMSAL BOZMA KARARI

Komplikasyon Gelişmesi Tek Başına Doktoru Sorumluluktan Kurtarmaz

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Esas No: 2015/6125 Karar No: 2016/10662 Tarih: 18.04.2016

Olay

Hemoroid rahatsızlığı bulunan hasta, ameliyat olmak istememesine rağmen doktorun operasyonun son derece kolay geçeceği, ertesi gün normal hayatına dönebileceği ve önemli bir risk bulunmadığı yönündeki açıklamaları üzerine ameliyat olmayı kabul etti.

Operasyondan kısa süre sonra hastada şiddetli kanama meydana geldi. Hasta acil olarak hastaneye kaldırıldı, kan nakli yapıldı ve günlerce hastanede tedavi gördü.

Hasta, ameliyat öncesinde operasyonun riskleri ve olası komplikasyonları hakkında yeterince bilgilendirilmediğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat davası açtı.

Yargılama Süreci

İlk derece mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporlarında, ameliyat sonrasında meydana gelen kanamanın hemoroid cerrahisinin bilinen komplikasyonlarından biri olduğu, bu nedenle doktora tıbbi açıdan kusur yüklenemeyeceği yönünde görüş bildirildi.

Yerel mahkeme de bilirkişi raporlarını esas alarak davayı reddetti.

Dosya bunun üzerine temyiz edilerek Yargıtay incelemesine taşındı.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay, dosyayı yalnızca komplikasyon ve tıbbi kusur yönünden değerlendirmemiş; aydınlatılmış onam yükümlülüğünü esas alarak önemli tespitlerde bulunmuştur.

  • Bir komplikasyonun meydana gelmiş olması tek başına hekimin sorumluluktan kurtulması için yeterli değildir.
  • Hastaya, müdahalenin amacı, riskleri, olası komplikasyonları ve sonuçları operasyon öncesinde anlaşılabilir şekilde açıklanmalıdır.
  • Aydınlatılmış onamın usulüne uygun şekilde alındığını ispat yükü hekime veya sağlık kuruluşuna aittir.
  • Hastanın yalnızca ameliyata rıza göstermesi yeterli değildir; komplikasyonlar hakkında da bilgilendirilmiş olması gerekir.
  • Dosyada hastanın komplikasyonlar konusunda aydınlatıldığına ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı gibi, uygulanan cerrahi yöntemin o tarihte muayenehanede yapılabilecek işlemler arasında yer almadığı da tespit edilmiştir.

Bu nedenlerle Yargıtay, yalnızca komplikasyon bulunduğu gerekçesiyle davanın reddedilmesini hukuka uygun bulmamış ve yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Bu Kararın Önemi

Bu karar, sağlık hukuku uygulamasında sıkça karşılaşılan “komplikasyon gelişti, doktor sorumlu değildir” savunmasının her olayda geçerli olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Yargıtay’a göre, komplikasyon meydana gelmiş olsa bile öncelikle hastanın bu riskler konusunda usulüne uygun şekilde aydınlatılıp aydınlatılmadığı araştırılmalıdır.

Aydınlatılmış onamın bulunmadığı veya ispat edilemediği durumlarda, komplikasyon tek başına hekimin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bu karar, yalnızca genel cerrahi müdahaleleri bakımından değil; estetik cerrahi, diş tedavileri ve diğer tıbbi müdahaleler bakımından da aydınlatılmış onam yükümlülüğünün önemini ortaya koyan emsal nitelikte bir Yargıtay kararıdır.

LegalMed Turkey Değerlendirmesi

Malpraktis davalarında sağlık kuruluşları ve hekimler sıklıkla, meydana gelen sonucun “komplikasyon” olduğunu ileri sürerek sorumluluklarının bulunmadığını savunmaktadır.

Ancak bu karar, komplikasyon savunmasının tek başına yeterli olmadığını; hekimin, hastayı müdahale öncesinde riskler, olası komplikasyonlar ve sonuçlar hakkında usulüne uygun şekilde bilgilendirdiğini de ispat etmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

LegalMed Turkey olarak yürüttüğümüz malpraktis dosyalarında da yalnızca tıbbi kusur değil; aydınlatılmış onam süreci, bilgilendirmenin kapsamı, onam belgelerinin geçerliliği ve hastanın gerçekten bilgilendirilip bilgilendirilmediği ayrıntılı şekilde incelenmektedir.

Bu karar, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği durumlarda komplikasyon savunmasının tek başına yeterli olmayacağını ortaya koyan önemli Yargıtay kararlarından biridir.

Bu örnek vaka bilgilendirme amacıyla anonim hâle getirilmiştir. Her uyuşmazlık kendi somut olayına göre değerlendirilmekte olup her dava kendi özel şartları çerçevesinde incelenmektedir.

05
AYDINLATILMIŞ ONAM · DANIŞTAY EMSAL KARARI

Enjeksiyon Sonrası Sinir Hasarı Her Zaman Komplikasyon mudur?

Danıştay 15. Dairesi Esas No: 2013/8167 Karar No: 2018/2782 Tarih: 20.03.2018

Olay

Kas ağrısı şikâyetiyle bir kamu sağlık kuruluşuna başvuran hastaya kalçadan enjeksiyon uygulandı.

Enjeksiyon sonrasında hastada kalıcı sinir hasarı ve bacakta güç kaybı meydana geldi.

Bunun üzerine hasta, uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle idare aleyhine dava açtı.

Yargılama sırasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, enjeksiyonun yanlış bölgeye yapıldığına ilişkin herhangi bir tıbbi bulgu bulunmadığı, meydana gelen sinir hasarının enjeksiyon uygulamalarında görülebilen bir komplikasyon olduğu ve sağlık personeline kusur yüklenemeyeceği yönünde görüş bildirildi.

İlk Derece Mahkemesi Kararı

İlk derece mahkemesi, Adli Tıp Kurumu raporunu esas alarak sağlık hizmetinde hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.

Bunun üzerine karar temyiz edilerek Danıştay'ın önüne geldi.

Danıştay'ın Değerlendirmesi

Danıştay 15. Dairesi, kararında önemli bir hukuki ilkeye vurgu yaptı. Mahkemeye göre, enjeksiyon sonucunda meydana gelen sinir hasarının komplikasyon olarak kabul edilmesi tek başına davanın reddi için yeterli değildir.

Öncelikle hastanın;

  • Müdahalenin amacı hakkında,
  • Oluşabilecek riskler hakkında,
  • Olası komplikasyonlar hakkında

yeterli şekilde bilgilendirilip bilgilendirilmediği araştırılmalıdır.

Danıştay ayrıca, İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi, Hasta Hakları Yönetmeliği, 1219 sayılı Kanun ve Hekimlik Meslek Etiği Kuralları uyarınca, her tıbbi müdahaleden önce hastanın aydınlatılmış rızasının alınmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu vurgulamıştır.

Dosyada, hastaya enjeksiyonun risklerinin anlatıldığına ve yazılı aydınlatılmış onamının alındığına ilişkin araştırma yapılmadan manevi tazminat talebinin reddedilmesini hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur.

Bu Karar Neden Önemlidir?

Bu karar yalnızca enjeksiyon uygulamalarını ilgilendirmemektedir.

Danıştay, komplikasyon ile hukuki sorumluluğun aynı kavramlar olmadığını açıkça ortaya koymuştur.

Bir tıbbi müdahale komplikasyon olarak değerlendirilebilir. Ancak hasta, bu komplikasyon ihtimali hakkında önceden usulüne uygun şekilde bilgilendirilmemişse ve aydınlatılmış onam alınmamışsa, sağlık kuruluşunun hukuki sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu yaklaşım; enjeksiyon uygulamalarının yanı sıra estetik ameliyatlar, diş tedavileri, ortopedik müdahaleler ve diğer tüm tıbbi işlemler bakımından da büyük önem taşımaktadır.

LegalMed Turkey Değerlendirmesi

Danıştay 15. Dairesi'nin 20.03.2018 tarihli, E. 2013/8167, K. 2018/2782 sayılı kararı, sağlık hukukunda aydınlatılmış onam yükümlülüğünün yalnızca şekli bir formalite olmadığını açıkça göstermektedir.

LegalMed Turkey olarak yürüttüğümüz malpraktis davalarında da yalnızca tıbbi kusur değerlendirmesiyle yetinilmemekte; hastanın müdahale öncesinde yeterli şekilde bilgilendirilip bilgilendirilmediği, aydınlatılmış onamın usulüne uygun şekilde alınıp alınmadığı ve bu sürecin sağlık kuruluşu tarafından ispat edilip edilemediği ayrıntılı olarak incelenmektedir.

Bu karar, komplikasyon savunmasının tek başına yeterli olmayacağını ve aydınlatılmış onam yükümlülüğünün ihlal edilmesi hâlinde, kusur bulunmasa dahi hukuki sorumluluğun doğabileceğini ortaya koyan Danıştay'ın en önemli emsal kararlarından biridir.

Bu örnek karar bilgilendirme amacıyla paylaşılmıştır. Her uyuşmazlık kendi somut olayına göre değerlendirilmekte olup her dava kendi özel şartları çerçevesinde incelenmektedir.

Faaliyet Gösterdiğimiz Bölgeler

İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Aydın, Muğla, Samsun ve tüm Türkiye genelinde hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunuyoruz.

İstanbul
Ankara
İzmir
Antalya
Aydın
Muğla
Samsun
Tüm Türkiye

Masraflar ve Ücretlendirme

Hukuki hizmetlerimiz, dosyanın niteliğine göre yasal avukatlık ücret tarifesine uygun, şeffaf ve öngörülebilir ücretlendirme esasları çerçevesinde sunulmaktadır.

Almanya başta olmak üzere birçok ülkede bulunan hukuki koruma sigortaları (Rechtsschutzversicherung), Türkiye'de yürütülen hukuki süreçlere ilişkin avukatlık ücretleri ve diğer yargılama giderlerini büyük ölçüde karşılamaktadır. Hukuki koruma sigortası bulunan müvekkillerimiz adına masrafların karşılanması için yapılan başvuru sürecini ücretsiz olarak yürütüyor, sigorta ile gerekli yazışmaları gerçekleştiriyor ve masrafların karşılanma sürecini sizin adınıza takip ediyoruz.

KVKK Aydınlatma Metni‘ni ve KVKK Veri İşleme Politikası‘nı okudum, anladım ve onaylıyorum.

Doğru Yerdesiniz!

Türkiye’de yaşadığınız mağduriyet sonrası hukuki haklarınızı değerlendiriyor, süreci profesyonel şekilde yönetiyor ve tazminat taleplerinizin takibini üstleniyoruz.

9 Eylül Mahallesi
Ata Caddesi No:12 J Blok D:5
35663 Ulukent, Menemen/IZMIR

Bu internet sitesinde yer alan tüm bilgi ve içerikler yalnızca genel bilgilendirme ve yardımcı olma amacıyla hazırlanmıştır. Söz konusu içerikler hiçbir şekilde hukuki görüş, hukuki danışmanlık veya somut bir olaya ilişkin hukuki tavsiye niteliğinde değildir ve bu şekilde yorumlanmamalıdır. Her somut olay kendi özel koşulları çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle, doğru ve güncel hukuki değerlendirme ile profesyonel yönlendirme alabilmek adına bir avukat ile doğrudan iletişime geçmeniz tavsiye olunur.

LegalMedTurkey / Law Office © 2026. Tüm Hakları Saklıdır. LOCALVERİ