Türkiye’de Kaza Geçiren Yabancı Turistlerden Özel Hastaneler Yüksek Ücret Talep Edebilir mi?
Türkiye, her yıl milyonlarca yabancı turisti ağırlayan dünyanın önde gelen turizm destinasyonlarından biridir. Özellikle Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinden gelen ziyaretçiler, yaz aylarını Türkiye’nin sahil kentlerinde geçirmekte; deniz, güneş ve kültürel zenginliklerin tadını çıkarmaktadır. Ancak her tatil planlandığı gibi ilerlemeyebilir. Trafik kazaları, elektrikli scooter kazaları, bisiklet kazaları, otel kazaları veya spor aktiviteleri sırasında yaşanan yaralanmalar nedeniyle birçok turist beklenmedik şekilde hastaneye başvurmak zorunda kalmaktadır.
Bu noktada sağlık hizmetine hızlı şekilde ulaşabilmek büyük önem taşırken, tedavi sonrasında düzenlenen yüksek tutarlı hastane faturaları da yabancı turistlerin en sık karşılaştığı hukuki sorunlardan biri haline gelmektedir. Özellikle özel hastanelerde tedavi gören bazı turistler, kendilerinden talep edilen ücretlerin neden bu kadar yüksek olduğunu, bu bedelleri ödemek zorunda olup olmadıklarını veya sonradan geri alıp alamayacaklarını merak etmektedir.
Her yüksek hastane faturası hukuka aykırı değildir. Ancak hastaya sunulan hizmetin kapsamı, ücretlendirmenin nasıl yapıldığı, hastanın bilgilendirilip bilgilendirilmediği ve talep edilen bedelin makul olup olmadığı her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Yabancı turist olmak daha yüksek ücret ödemek anlamına gelir mi?
Uygulamada en sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biri, yabancı turistlerden Türk vatandaşlarına göre istenildiği kadar yüksek ücret talep edilebileceğidir.
Oysa Türk hukukunda böyle genel bir kural bulunmamaktadır.
Özel hastaneler sağlık hizmeti sunarken elbette belirli ücretler talep edebilir. Ancak bu durum, sınırsız fiyat belirleme yetkisi vermez. Sunulan sağlık hizmetinin tıbben gerekli olması, uygulanan işlemlerle talep edilen ücret arasında makul bir dengenin bulunması ve hastanın süreç hakkında yeterince bilgilendirilmesi gerekir.
Özellikle hasta ağır yaralıysa, ciddi ağrı içerisindeyse, yabancı bir ülkede bulunuyorsa ve dili bilmiyorsa, sağlık kuruluşlarının bilgilendirme yükümlülüğü daha da önem kazanır. Bu gibi durumlarda hastanın içinde bulunduğu zor koşulların ticari bir avantaja dönüştürülmesi hukuken tartışma konusu olabilir.
Acil sağlık hizmetleri neden farklı değerlendirilir?
Bir kişinin planlı bir estetik ameliyat için özel hastaneye gitmesi ile trafik kazası sonrasında ambulansla acil servise götürülmesi aynı hukuki çerçevede değerlendirilemez.
Acil sağlık hizmetlerinin temel amacı, kişinin yaşamını ve sağlık bütünlüğünü korumaktır. Bu nedenle sağlık mevzuatı, acil durumlarda hastaya mümkün olan en kısa sürede müdahale edilmesini esas alır.
Özellikle;
- trafik kazaları,
- scooter kazaları,
- yüksekten düşmeler,
- ciddi kırıklar,
- hayati risk oluşturan yaralanmalar gibi durumlarda sağlık kuruluşlarının önceliği hastanın tedavisidir.
Bu nedenle acil sağlık hizmetlerinde uygulanacak kurallar ile planlı tedavilere ilişkin kurallar birbirinden farklıdır. Sağlık hizmetinin gerçekten “acil” niteliğinde olup olmadığı ise olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Hangi durumlarda hastane faturası hukuki inceleme gerektirebilir?
Birçok kişi kendisine verilen faturanın doğru olduğunu varsayarak ödeme yapmaktadır. Ancak bazı durumlarda faturanın ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekebilir.
Örneğin;
- Gerçekte uygulanmayan işlemler için ücret alınması,
- Yapılmayan ameliyatın faturaya eklenmesi,
- Aynı tetkikin birden fazla kez ücretlendirilmesi,
- Tıbbi karşılığı belirsiz kalemlerin faturaya yazılması,
- Basit görüntüleme işlemlerinin emsal hastanelere göre çok yüksek fiyatlandırılması,
- Hastaya hiçbir açıklama yapılmadan çeşitli hizmet bedellerinin faturaya eklenmesi hukuki uyuşmazlık doğurabilecek örnekler arasında yer alabilir.
Bu nedenle yalnızca toplam tutara bakılarak değerlendirme yapılması doğru değildir. Faturadaki her kalemin gerçekten uygulanıp uygulanmadığı, tıbbi açıdan gerekli olup olmadığı ve emsal ücretlerle uyumlu bulunup bulunmadığı ayrı ayrı incelenmelidir.
Hastaya fiyat konusunda önceden bilgi verilmesi gerekir mi?
Hasta haklarının temel unsurlarından biri bilgilendirilme hakkıdır.
Kural olarak hastanın; uygulanacak tedavi, yapılacak işlemler, olası riskler, alternatif tedavi yöntemleri, ücretlendirme konularında yeterli bilgiye sahip olması gerekir.
Yabancı hastalar açısından ise bu bilgilendirmenin, hastanın anlayabileceği bir dilde yapılması büyük önem taşır. Hastanın anlamadığı belgeleri yalnızca imzalaması, her zaman geçerli ve bilinçli bir rıza bulunduğu anlamına gelmeyebilir. Her olayın kendine özgü şartları dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır.
Türkiye ile Almanya arasındaki sosyal güvenlik düzenlemeleri neden önemlidir?
Almanya’dan Türkiye’ye gelen turistler açısından yalnızca Türk hukuku değil, iki ülke arasında yürürlükte bulunan sosyal güvenlik düzenlemeleri de önem taşıyabilir.
Özellikle acil sağlık hizmetlerinden yararlanılması gereken bazı durumlarda, uygulanacak kurallar ve sağlık giderlerinin karşılanmasına ilişkin hükümler olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Bu nedenle Almanya’dan gelen her hastanın aynı hukuki statüde olduğunu söylemek mümkün değildir. Sigortalılık durumu, olayın niteliği, tedavinin kapsamı ve diğer birçok unsur sonuca etki edebilir.
Hastane faturası ödendiyse haklar tamamen kaybedilir mi?
Hayır.
Birçok yabancı turist, ülkesine döndükten sonra “Parayı ödedim, artık hiçbir şey yapamam.” düşüncesine kapılmaktadır.
Oysa ödemenin yapılmış olması her zaman hukuki hakların sona erdiği anlamına gelmez.
Somut olayın özelliklerine göre;
- faturanın hukuka uygunluğu,
- ücretin fahiş olup olmadığı,
- hastanın yeterince bilgilendirilip bilgilendirilmediği,
- hastanın iradesinin baskı altında etkilenip etkilenmediği,
- tüketici hukukundan doğan hakların bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilebilir.
Bu nedenle ödeme yapılmış olsa dahi, hukuki durumun uzman bir avukat tarafından incelenmesi önemlidir.
Böyle bir durum yaşarsanız hangi belgeleri saklamalısınız?
Olası bir uyuşmazlıkta ispat büyük önem taşır. Bu nedenle aşağıdaki belgelerin muhafaza edilmesi tavsiye edilir:
- Ayrıntılı hastane faturası
- Epikriz raporu
- Görüntüleme sonuçları
- Laboratuvar sonuçları
- İmzalanan belgelerin örnekleri
- Ödeme dekontları
- WhatsApp yazışmaları
- E-postalar
- Sigorta şirketiyle yapılan yazışmalar
- Tedaviye ilişkin fotoğraflar
- Daha sonra başka bir hastanede alınan tedavi kayıtları
Bu belgeler, olası bir hukuki süreçte olayın aydınlatılmasına katkı sağlayabilir.
LegaMedTurkey Değerlendirmesi
Türkiye’de tatil sırasında yaşanan bir kaza sonrasında özel hastanede tedavi görmek, tek başına hukuki bir sorun olduğu anlamına gelmez. Ancak hastaya sunulan hizmet ile talep edilen ücret arasında ciddi bir dengesizlik bulunduğu düşünülüyorsa, yapılan işlemler açıklanmamışsa, fatura şeffaf değilse veya hasta haklarının ihlal edildiği kanaati oluşmuşsa, hukuki inceleme yapılması faydalı olabilir.
Özellikle Almanya’dan ve diğer Avrupa ülkelerinden gelen turistler açısından, hem Türk hukukunun hem de uygulanabilir uluslararası düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Her olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, yüksek tutarlı hastane faturaları veya hasta haklarının ihlal edildiği iddiaları konusunda uzman bir avukattan hukuki destek alınması, olası hak kayıplarının önüne geçilmesine yardımcı olabilir.

Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!