Estetik Operasyonlarda Aydınlatılmış Onam Nedir?
Estetik Operasyonlarda Aydınlatılmış Onam Nedir?
Estetik operasyonlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda en sık karşılaşılan hukuki sorunlardan biri, hastanın operasyon öncesinde yeterli şekilde bilgilendirilip bilgilendirilmediği, diğer bir ifadeyle aydınlatılmış onamının usulüne uygun şekilde alınıp alınmadığıdır. Uygulamada birçok hasta, yaşadığı olumsuz sonucun yalnızca operasyonun teknik yönüyle ilgili olduğunu düşünse de, estetik operasyon davalarının önemli bir kısmı aydınlatma yükümlülüğünün ihlal edilmesi nedeniyle açılmakta veya bu nedenle hastalar lehine sonuçlanabilmektedir.
Aydınlatılmış onam, kişinin vücut bütünlüğüne yönelik bir tıbbi müdahaleye özgür iradesiyle karar verebilmesi için gerekli tüm bilgilerin kendisine verilmesinden sonra gösterdiği rızayı ifade etmektedir. Başka bir ifadeyle, hastanın verdiği rıza ancak yeterli ve doğru bir bilgilendirmeye dayanıyorsa hukuken geçerli kabul edilmektedir.
Nitekim Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 15 ve devamı maddelerinde düzenlenen bilgilendirilme hakkı, aydınlatılmış onamın hukuki temelini oluşturmaktadır.
Bir hastanın göstereceği rızanın hukuken geçerli kabul edilebilmesi için, yapılacak tıbbi müdahaleye ilişkin kararını bilinçli ve özgür iradesiyle verebilmesini sağlayacak ölçüde bilgilendirilmiş olması gerekmektedir. Bu kapsamda hastaya;
- Operasyonun amacı ve kapsamı,
- Uygulanması planlanan yöntem ve teknikler,
- Müdahaleden beklenen faydalar ve başarı ihtimali,
- Karşılaşılabilecek riskler ve olası komplikasyonlar,
- Operasyon sonrasında ortaya çıkabilecek geçici veya kalıcı sonuçlar,
- Mevcut ise alternatif tedavi veya müdahale seçenekleri,
- İyileşme süreci ile operasyon sonrasında dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında somut olayın özelliklerine uygun, açık ve anlaşılır şekilde bilgi verilmesi gerekmektedir.
Özellikle estetik operasyonlarda aydınlatma yükümlülüğü daha da önem kazanmaktadır. Çünkü estetik müdahaleler çoğu zaman bir hastalığın tedavisini değil, kişinin görünümüne ilişkin beklentilerinin karşılanmasını amaçlamaktadır. Bu nedenle hastanın yalnızca operasyonun faydaları hakkında değil, ulaşılması mümkün olmayan sonuçlar, operasyonun sınırları ve beklentilerin ne ölçüde karşılanabileceği konusunda da bilgilendirilmesi gerekmektedir.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan durumlardan biri, hastaya operasyon günü veya operasyondan hemen önce standart bir onam formu imzalatılması ve bunun yeterli aydınlatma olarak kabul edilmesidir. Oysa hukuken önemli olan, hastanın imza atması değil; verilen bilgileri anlayarak serbest iradesiyle karar verebilmesidir. Bu nedenle tek başına standart bir onam formunun varlığı, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini göstermemektedir.
Özellikle sağlık turizmi kapsamında Türkiye’ye gelen yabancı hastalar bakımından bilgilendirmenin hastanın anlayabileceği dilde yapılması ayrı bir önem taşımaktadır. Hastanın bilmediği bir dilde hazırlanan belgelerin imzalatılması veya operasyonun risklerinin etkin şekilde açıklanmaması durumunda, alınan rızanın geçerliliği tartışmalı hale gelebilmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, hastanın yeterli şekilde aydınlatıldığını ispat yükü sağlık hizmeti sunucusuna aittir. Başka bir ifadeyle, uyuşmazlık halinde hekimin veya sağlık kuruluşunun hastayı hangi konularda ve ne şekilde bilgilendirdiğini ortaya koyabilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle estetik operasyonlardan kaynaklanan davalarda mahkemeler yalnızca operasyonun teknik olarak doğru yapılıp yapılmadığını incelememekte; hastanın operasyona ilişkin kararını verirken yeterli bilgiye sahip olup olmadığını da değerlendirmektedir. Zira bazı durumlarda hasta, riskleri veya olası sonuçları bilseydi aynı operasyona hiç onay vermeyecek ya da farklı şartlar altında karar verecek olabilirdi.
Sonuç olarak estetik operasyonlarda aydınlatılmış onam, yalnızca imzalanan bir belge değil; hastanın kendi geleceği ve vücut bütünlüğü hakkında bilinçli bir tercih yapabilmesini sağlayan temel bir hasta hakkıdır. Bu nedenle operasyon sonrasında ortaya çıkan uyuşmazlıklarda aydınlatma sürecinin hukuka uygun şekilde yürütülüp yürütülmediği, çoğu zaman davanın sonucunu belirleyen en önemli unsurlardan biri haline gelmektedir.

Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!