Tıbbi Müdahalenin Hukuka Uygunluk Şartları Nelerdir?
Tıbbi Müdahalenin Hukuka Uygunluk Şartları Nelerdir?
Türk hukukunda bir tıbbi müdahalenin hukuka uygun kabul edilebilmesi için bazı temel şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartların eksikliği, müdahale teknik açıdan doğru şekilde gerçekleştirilmiş olsa bile hekimin veya sağlık kuruluşunun hukuki sorumluluğunu doğurabilir.
- Müdahalenin Yetkili Kişiler Tarafından Gerçekleştirilmesi
Tıbbi müdahaleler, yalnızca mevzuatın izin verdiği kişiler tarafından gerçekleştirilebilir. Özellikle son yıllarda güzellik merkezlerinde veya benzeri işletmelerde, tıbbi nitelik taşıyan bazı işlemlerin gerekli yetkiye sahip olmayan kişiler tarafından yapıldığı görülmektedir.
Bunun en sık rastlanan örneklerinden biri diş tedavileridir. Uygulamada bazı diş teknisyenlerinin, diş hekimi tarafından yapılması gereken muayene, tedavi planlaması veya klinik müdahaleleri bizzat gerçekleştirdiği görülmektedir. Oysa diş teknisyenlerinin görevi, diş hekiminin belirlediği tedavi planına uygun olarak laboratuvar çalışmalarını yürütmektir. Hastaya doğrudan tıbbi müdahalede bulunmaları hukuka aykırıdır.
Benzer şekilde, eğitim kapsamını aşan tıbbi işlemlerin yetkisiz kişiler tarafından gerçekleştirilmesi de hem idari hem de hukuki sorumluluğa yol açabilir.
- Tıbbi Müdahalenin Haklı Bir Sebebe (Endikasyona) Dayanması
Her tıbbi müdahalenin tıbben haklı bir gerekçesinin bulunması gerekir. Hekim, yalnızca işlemi kolaylaştırmak, süreci hızlandırmak veya hastanın kısa vadeli konforunu sağlamak amacıyla tıbbi gerekliliği bulunmayan müdahalelerde bulunamaz.
Örneğin, normal doğumun tıbben mümkün olduğu bir durumda yalnızca planlamayı kolaylaştırmak veya herhangi bir tıbbi zorunluluk bulunmaksızın sezaryen tercih edilmesi, somut olayın özelliklerine göre hukuki açıdan tartışma konusu olabilir.
Bu nedenle uygulanacak tedavinin, güncel tıp bilimine göre kabul edilen bir endikasyona dayanması büyük önem taşımaktadır.
- Hastanın Usulüne Uygun Şekilde Aydınlatılması ve Rızasının Alınması
Bir tıbbi müdahalenin hukuka uygun sayılabilmesi için hastanın yalnızca onay vermesi yeterli değildir. Bu onayın geçerli olabilmesi için hastanın, müdahalenin niteliği, amacı, beklenen yararları, olası riskleri, komplikasyonları, alternatif tedavi yöntemleri ve müdahaleyi reddetmesinin sonuçları hakkında anlayabileceği bir şekilde önceden bilgilendirilmesi gerekir.
Yeterli aydınlatma yapılmadan alınan rıza, hukuken geçerli bir rıza olarak kabul edilmeyebilir. Çünkü bu durumda hastanın özgür iradesiyle karar verme imkânı ortadan kalkmakta, başka bir ifadeyle iradesi sakatlanmaktadır.
Bu nedenle aydınlatılmış onam, yalnızca imzalatılan bir formdan ibaret olmayıp, hasta ile hekim arasında gerçekleşen kapsamlı bir bilgilendirme sürecini ifade eder.
- Müdahalenin Güncel Tıp Bilimine ve Mesleki Özen Kurallarına Uygun Şekilde Gerçekleştirilmesi
Hekim, tedaviyi yalnızca mevcut bilgi ve deneyimiyle değil, güncel tıp biliminin kabul ettiği yöntemler doğrultusunda planlamak ve uygulamakla yükümlüdür. Tıp bilimi sürekli gelişmekte; yeni tanı yöntemleri, tedavi seçenekleri ve teknolojik imkânlar ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle hekimin, hastanın tedavi kararını etkileyebilecek güncel ve makul tedavi seçenekleri hakkında gerekli bilgilendirmeyi yapması önem taşımaktadır. Özellikle kendi sağlık kuruluşunda uygulanamayan ancak başka merkezlerde mevcut olan ve hasta açısından anlamlı bir avantaj sağlayabilecek yöntemlerin varlığı, somut olayın özelliklerine göre aydınlatma yükümlülüğü kapsamında değerlendirilebilir.
Ayrıca hekimin güncel tıbbi gelişmeleri takip etmemesi, artık kabul görmeyen yöntemlerde ısrar etmesi veya bilimsel olarak daha güvenli ve etkili uygulamalar karşısında gerekli özeni göstermemesi de, olayın özelliklerine göre hukuki sorumluluğa neden olabilir.

Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!