Türkiye’de Başarısız Burun Estetiği Sonrası Haklarınız
Türkiye’de Başarısız Burun Estetiği Sonrası Haklarınız
Burun estetiği (rinoplasti), Türkiye’de en sık gerçekleştirilen estetik operasyonların başında gelmektedir. Birçok kişi daha estetik bir görünüm elde etmek, özgüvenini artırmak veya nefes alma problemlerini gidermek amacıyla bu operasyona başvurmaktadır. Ancak ne yazık ki her operasyon beklenen sonucu vermemekte ve bazı kişiler operasyon sonrasında hem fiziksel hem de psikolojik açıdan yıpratıcı bir süreçle karşı karşıya kalabilmektedir.
Burun estetiği operasyonları sonrasında ortaya çıkan olumsuz sonuçlar, yalnızca estetik görünümle sınırlı kalmayıp kişilerin günlük yaşamını ve yaşam kalitesini de etkileyebilmektedir. Özellikle nefes alma güçlüğü, burun sırtında çökme, burun ucunda düşüklük, belirgin asimetri, kalıcı şekil bozuklukları veya operasyon öncesine kıyasla daha kötü bir görünüm oluşması gibi durumlar, hastaların yeni tedavilere ve revizyon ameliyatlarına ihtiyaç duymasına neden olabilmektedir. Bunun yanında operasyon için katlanılan maliyetler, iyileşme sürecinde yaşanan zorluklar ve beklenen sonucun elde edilememesi de önemli mağduriyetlere yol açabilmektedir.
Bu gibi durumlarla karşılaşan kişilerin aklına ise çoğu zaman aynı soru gelmektedir:
“Yaşadığım bu durum normal bir komplikasyon mu, yoksa hukuki sorumluluk doğuran bir hata mı?”
Öncelikle bilinmelidir ki başarısız geçen her burun estetiği operasyonu doktor hatası anlamına gelmez. Ancak bu durum, operasyon sonrasında ortaya çıkan tüm olumsuz sonuçların da “normal” kabul edileceği anlamına gelmez. Özellikle hastaya yeterli bilgi verilmemesi, vaat edilen sonucun elde edilememesi, operasyon sırasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi veya operasyon sonrasında ortaya çıkan sorunların zamanında fark edilerek uygun şekilde yönetilmemesi durumlarında doktorun, hastanenin ve bazı durumlarda aracı sağlık turizmi şirketlerinin hukuki sorumluluğu gündeme gelebilmektedir.
Nitekim estetik operasyonlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda mahkemeler yalnızca operasyonun sonucuna değil, operasyon öncesi ve sonrasındaki tüm sürece odaklanmaktadır.
Bu kapsamda özellikle aşağıdaki hususlar ayrıntılı şekilde incelenmektedir:
- Operasyon öncesinde hastaya yeterli ve anlaşılabilir bilgilendirme yapılıp yapılmadığı,
- Hastaya vaat edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği,
- Operasyon sırasında standart tıbbi kurallara uyulup uyulmadığı,
- Operasyon sonrasında gerekli takip ve kontrollerin yapılıp yapılmadığı,
- Revizyon ameliyatının gerekip gerekmediği.
Başarısız bir rinoplasti operasyonu sonrasında hastalar yalnızca yaşadıkları fiziksel sorunlarla mücadele etmek zorunda kalmamaktadır. Çoğu zaman yeni bir ameliyat zorunluluğu, ek tedavi masrafları, iş gücü kaybı, sosyal yaşamda yaşanan zorluklar ve ciddi psikolojik etkiler de ortaya çıkabilmektedir. Özellikle estetik amaçla gerçekleştirilen bir operasyon sonrasında kişinin operasyon öncesine kıyasla daha kötü bir görünümle karşı karşıya kalması, uğranılan zararın boyutunu artırabilmektedir.
Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre;
- Operasyon için ödenen bedelin iadesi,
- Revizyon ameliyatı giderleri,
- Tedavi ve ilaç masrafları,
- Ulaşım ve konaklama giderleri,
- Çalışma gücü kaybından kaynaklanan zararlar,
- Manevi tazminat talep edilebilmektedir.
Özellikle yurt dışından Türkiye’ye gelerek operasyon geçiren kişiler bakımından, sonradan kendi ülkelerinde yaptırmak zorunda kaldıkları düzeltme ameliyatları, tedavi giderleri, seyahat masrafları ve diğer ekonomik kayıplar da hukuki süreçte önem taşımaktadır.
Uygulamada birçok kişi yaşadığı mağduriyetin dava konusu olamayacağını düşünmekte veya elindeki belgelerin yeterli olmadığını varsayarak hukuki süreç başlatmaktan kaçınmaktadır. Oysa bazı durumlarda, hastaların farkında olmadığı yazışmalar, fotoğraflar veya tıbbi kayıtlar hak arama sürecinde son derece önemli deliller niteliği taşıyabilmektedir.
Bu nedenle burun estetiği operasyonu sonrasında beklenmeyen bir sonuçla karşılaşan kişilerin, hak kaybına uğramamaları adına sürecin erken aşamasında hukuki değerlendirme almaları büyük önem taşımaktadır. Tıbbi kayıtların, mevcut delillerin ve olayın tüm koşullarının uzman bir gözle incelenmesi, hem olası hakların belirlenmesi hem de ileride telafisi güç hak kayıplarının önlenmesi açısından kritik bir rol oynamaktadır.

Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!