Aydınlatılmış Onamın Alınmaması, Kamu Hastanesinde Görev Yapan Hekim Açısından Ceza Sorumluluğu Doğurabilir mi?
Aydınlatılmış Onamın Alınmaması, Kamu Hastanesinde Görev Yapan Hekim Açısından Ceza Sorumluluğu Doğurabilir mi?
Aydınlatılmış onam, tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluğunun temel şartlarından biridir. Hastanın, yapılacak müdahalenin amacı, kapsamı, olası riskleri, komplikasyonları, alternatif tedavi yöntemleri ve müdahalenin sonuçları hakkında önceden yeterli şekilde bilgilendirilmesi gerekir. Bu bilgilendirme sonrasında verilen rıza ise “aydınlatılmış onam” olarak adlandırılır.
Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, çoğu zaman tazminat sorumluluğu ile ilişkilendirilmektedir. Ancak özellikle kamu hastanelerinde görev yapan hekimler bakımından bu ihmal, bazı durumlarda ceza hukuku açısından da sonuç doğurabilmektedir.
Yargıtay’ın Yaklaşımı
Yargıtay’ın bazı kararlarında, hastanın yeterli şekilde aydınlatılmaması ve geçerli bir aydınlatılmış onam alınmaksızın tıbbi müdahaleye devam edilmesi, kamu görevlisi olan hekim bakımından Türk Ceza Kanunu’nun 257/2. maddesinde düzenlenen görevin gereklerini ihmal suretiyle kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmiştir.
Yüksek Mahkeme, özellikle hastanın vereceği kararın anlamı, kapsamı ve sonuçları hakkında yeterince bilgilendirilmemesi hâlinde, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve bu yükümlülüğün bizzat hekime ait olduğunu vurgulamaktadır.
İmzalatılan Form Tek Başına Yeterli Değildir
Aydınlatılmış onam, yalnızca standart bir formun imzalatılmasından ibaret değildir. Hastanın anlayabileceği şekilde bilgilendirilmesi, sorularının cevaplandırılması ve müdahaleyi kabul edip etmeme konusunda özgür iradesiyle karar verebilmesinin sağlanması gerekir.
Nitekim Yargıtay kararlarında da, hastanın eğitim düzeyi, yaşı veya tıbbi terimleri kısmen anlayabiliyor olması, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldıran bir neden olarak kabul edilmemektedir.
Her Aydınlatma Eksikliği Aynı Sonucu Doğurmaz
Elbette her aydınlatma eksikliği otomatik olarak ceza sorumluluğu doğurmaz. Her olay, kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilir. Ancak Yargıtay’ın bazı kararları, özellikle kamu görevlisi sıfatıyla görev yapan hekimlerin aydınlatma yükümlülüğünü ihmal etmeleri hâlinde bunun yalnızca özel hukuk bakımından değil, ceza hukuku bakımından da sonuç doğurabileceğini göstermektedir.
Hak Kaybı Yaşamamak İçin Süreç Doğru Yönetilmelidir
Aydınlatılmış onamın usulüne uygun şekilde alınıp alınmadığının değerlendirilmesi, yalnızca imzalı bir onam formunun bulunup bulunmadığına bakılarak yapılamaz. Hastanın hangi bilgileri aldığı, bilgilendirmenin ne zaman ve nasıl yapıldığı, müdahalenin özellikleri ve somut olayın tüm koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle, tıbbi müdahale nedeniyle zarara uğradığını düşünen hastaların, hem ceza hukuku hem de tazminat hukuku bakımından hak kaybına uğramamaları ve sürecin doğru şekilde yürütülebilmesi için sağlık hukuku alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek almaları önem taşımaktadır.

Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!